Lidice’de Türk seçkisi

Seray Şahinler – “NHK Collection for Lidice” sergisi, Çekya’daki Lidice Sanat Koleksiyonu Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu. Huma Kabakcı’nın yönettiği Nahit & Huma Kabakcı Koleksiyonu’ndan Türkçe konuşulan coğrafyalara mensup sanatçıların 65 eserini bir araya getiren sergi, koleksiyondan bağışlanan eserlerin ilk kez kamuoyuna sunulması ve Lidice Sanat Koleksiyonu’na son yıllardaki en kapsamlı katkılardan birini oluşturmasıyla dikkat çekiyor. Detayları Huma Kabakcı’dan dinledik.

■ NHK Koleksiyonu’nun Lidice’de ilk kez kamuyla buluşması ne anlama geliyor?

NHK Koleksiyonu uzun yıllar özel bir arşivdi; babamın ve benim biriktirdiğimiz, çoğu zaman yalnızca yakın çevremizin gördüğü işlerden oluşuyordu. Bu işleri özel bir arşivde tutmak yerine, kamusal hafızanın bir parçası hâline getirmek istedim. Hayatını iki ülke arasında kurmuş, aidiyet duygusunu çoğu zaman sorgulamış biri olarak, eksiklik ve onarım üzerine kurulu bu mekânda kendimi evimde hissettim.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

■ Koleksiyonunuzda Türkçe konuşulan coğrafyalardan sanatçılara odaklanıyorsunuz. Bu tercih nasıl oluştu?

Bu yönelim, babam Nahit Kabakcı ile başladı. 1980’lerden itibaren Türki dilli coğrafyalardan, post-Sovyet alandan ve Balkanlar’dan eserler toplamaya yöneldi. Onun için sanat, bu coğrafyalar arasında empati ve dayanışma kuran bir dildi. Ben de bu çizgiyi sürdürürken aynı zamanda genişlettim: Daha fazla kadın sanatçıya, daha küçük ölçekli işlere ve farklı malzemelere yer vermeye çalıștım. En çok kaçındığım şey folklorik ya da egzotikleştirici bir çerçeve kurmak. Ara Güler ya da Ferruh Başağa gibi kanonik isimleri, Babi Badalov, İpek Duben, Işıl Eğrikavuk ve Sabina Şıxlinskaya gibi çağdaş pratiklerle yan yana getiriyorum; böylece bölgenin canlı ve çoğul bir şekilde okunmasını, donmuş bir “öteki” olarak görülmemesini amaçlıyorum.

■ Koleksiyonda sanatçıları aynı anlatıda buluşturmak kolay olmasa gerek. Bu seçkinin orada nasıl karşılık bulacağını düşünüyorsunuz?

Benim için belirleyici olan hafıza, kimlik, aidiyet ve bireyin tarih içindeki kırılgan ama dirençli yeri. Bu sanatçılar ilk bakışta birbirinden farklı görünebilir, ama ben onları ortak bir duygusal ve kavramsal hat içinde düşündüm. Seçkide yer alan sanatçıların çoğunun kendi ülkelerindeki müzeler dışında başka müzelerde çok sık gösterilmemiş olması. Bu nedenle onları böyle bir bağlamda bir araya getirmek yalnızca bir sergileme kararı değil, aynı zamanda bir görünürlük ve yeniden konumlandırma meselesiydi.

Farklı seslerin ortak hafızası

Huma Kabakcı: Çek izleyicinin bu işlerle, Türki dilli dünyaya dışarıdan bakan bir gözle değil, ortak bir kırılganlık, dayanıklılık ve hayatta kalma dili içinde ilişki kuracağını düşünüyorum. Benim için serginin en önemli tarafı da bu… Farklı sesleri tek bir kimliğe indirgemeden, onları hafıza ve aidiyet etrafında birbirine dokunduran bir alan açmak.